19 October 2026, Monday
Avrupa'da Türkiye çıkmazı
Gündem

Avrupa'da Türkiye çıkmazı

Avrupa otomotiv sanayisinin geleceğini şekillendirecek düzenlemeler konusunda Almanya ve Fransa arasında uzlaşma sağlandı. İki ülke, Avrupa'da üretilen otomobillere kamu alımlarında ve belirli destek mekanizmalarında...

Avrupa otomotiv sanayisinin geleceğini şekillendirecek düzenlemeler konusunda Almanya ve Fransa arasında uzlaşma sağlandı. İki ülke, Avrupa'da üretilen otomobillere kamu alımlarında ve belirli destek mekanizmalarında öncelik verilmesini öngören 'Made in Europe' yaklaşımında ortak bir tutum belirledi. İngiltere gibi bazı ülkelerin belirli koşullarla kapsama alınmasına imkan tanınırken, Avrupa Birliği ile güçlü üretim ve ticaret ilişkilerine sahip Türkiye için benzer bir istisna öngörülmedi.

Henüz yasalaşmayan düzenlemenin son şekli, AB'de yürütülecek müzakerelerle netleşecek. Avrupa'nın en büyük iki ekonomisi Almanya ve Fransa, otomotiv sektöründe uzun süredir farklı görüşleri savundukları üretim koşulları ve emisyon hedefleri konusunda ortak bir yaklaşım geliştirdi. Fransa, kamu kaynaklarıyla desteklenen otomobillerde Avrupa üretiminin korunmasını ve bölgedeki tedarik zincirlerinin güçlendirilmesini savunurken, Almanya küresel üretim ağlarının korunmasını ve otomobil üreticilerine daha fazla esneklik sağlanmasını istiyordu.

İki ülke arasındaki uzlaşma, Avrupa üretimine öncelik verilmesi ile 2035 yılına yönelik emisyon hedeflerinde esneklik sağlanması başlıklarını bir araya getirdi. Uzlaşmanın Türkiye açısından en dikkat çekici yönünü, hangi ülkelerdeki üretimin Avrupa üretimi kapsamında değerlendirileceğine ilişkin yaklaşım oluşturuyor. Almanya ve Fransa'nın üzerinde anlaştığı çerçevede, Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra belirli koşulları karşılayan bazı Avrupa ülkelerinin de kapsama alınabilmesi öngörülüyor.

Bu yaklaşım, İngiltere'nin yanı sıra Norveç, İzlanda ve İsviçre gibi ülkeler için de belirli koşullarla Avrupa üretimi kapsamında değerlendirilme imkanı yaratıyor. Ancak Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği ilişkisi bulunan Türkiye, önerilen genişletilmiş tanımın dışında kalıyor. Türkiye'nin Avrupa otomotiv sanayisiyle uzun yıllardır devam eden üretim ve tedarik ilişkilerine rağmen aynı kapsamda değerlendirilmemesi, düzenlemenin olası ekonomik etkilerini gündeme getiriyor.

Avrupa Komisyonunun Sanayi Hızlandırma Yasası teklifinde, belirli kamu alımları ve destek mekanizmalarında Avrupa'da üretilen araçlara öncelik verilmesi amaçlanıyor. Teklifte öne çıkan kriterlerden biri, otomobillerde batarya dışındaki bileşenlerin değerinin en az yüzde 70'inin Avrupa menşeli olması. Araçların Avrupa'da monte edilmesi de öngörülen koşullar arasında yer alıyor.

Bu kriterlerin amacı, kamu kaynaklarıyla desteklenen otomobil üretiminin Avrupa sanayisine ve bölgedeki tedarik zincirlerine daha fazla katkı sağlaması olarak açıklanıyor. Bununla birlikte söz konusu şartlar, Avrupa'da satılan bütün otomobillere yönelik genel bir ithalat yasağı anlamına gelmiyor. Düzenlemenin kapsamı, belirli kamu alımları ve destek programları üzerinden şekilleniyor.

Türkiye'nin otomotiv sanayisi, Avrupa'daki üreticilerle kurduğu güçlü tedarik ve üretim ilişkileri nedeniyle söz konusu düzenlemeden etkilenebilecek ülkelerin başında geliyor. Türkiye'de faaliyet gösteren Ford Otosan, Oyak Renault, Toyota ve Hyundai gibi üreticiler, Avrupa pazarına yönelik otomobil ve ticari araç üretimi gerçekleştiriyor. Türkiye aynı zamanda Avrupalı otomobil üreticileri için önemli bir parça ve komponent tedarik merkezi konumunda bulunuyor.

Otomotiv sektörü, 2025 yılında yaklaşık 41.5 milyar dolarlık ihracata ulaşırken, bunun 30.1 milyar dolarlık bölümünü Avrupa Birliği ülkelerine yapılan satışlar oluşturdu. Böylece AB'nin Türkiye'nin toplam otomotiv ihracatındaki payı yüzde 72.5 seviyesine ulaştı. Yeni düzenlemenin Türkiye'deki üretimi Avrupa menşeli olarak kabul etmemesi halinde, özellikle kamu destekli araç alımlarında ve gelecekteki yeni model yatırımlarında Türk otomotiv sanayisi açısından rekabet dezavantajı oluşabileceği değerlendiriliyor.

Bununla birlikte düzenleme, Türkiye'den Avrupa Birliği'ne otomobil ihracatının yasaklanması veya mevcut Gümrük Birliği ilişkisinin sona ermesi anlamına gelmiyor. Avrupa otomotiv sektöründeki yeni düzenleme tartışmalarına uluslararası üreticiler de dahil oldu. Toyota, İngiltere, Türkiye ve Japonya gibi Avrupa otomotiv sanayisinin tedarik zincirlerinde önemli rol oynayan ülkelerin de yeni sistem kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı.

Öte yandan Türkiye, Avrupa Birliği ile yürüttüğü temaslarda mevcut üretim ve ticaret ilişkilerinin korunmasına yönelik taleplerini gündeme getiriyor. Türkiye'nin Gümrük Birliği kapsamında Avrupa otomotiv sanayisine entegre olması, yeni düzenlemede ayrı bir statü tanınması gerektiğine ilişkin tartışmaların temelini oluşturuyor. Avrupa otomotiv sanayisinde Türkiye'nin konumuna ilişkin tartışmalar sürerken, Paris Otomobil Fuarı'nda Opel CEO'su Florian Huettl'den Türkiye'deki üretim faaliyetlerine yönelik açıklamalar geldi.

Tofaş yönetimiyle gerçekleştirdikleri görüşmede mevcut projeleri ve gelecekteki olası iş birliği alanlarını değerlendirdiklerini belirten Huettl, Tofaş'ı güçlü bir şirket olarak tanımladı ve iki şirket arasındaki ortaklığın uzun vadeli olduğunu vurguladı. Opel'in Türkiye'deki önceliğinin mevcut hafif ticari araç projesini başarıyla üretime almak olduğunu ifade eden Huettl, yeni yatırımlar ve projeler hakkında konuşmak için henüz erken olduğunu söyledi. Huettl, "Şu anda tamamen hafif ticari araç projemizin üretime alınması sürecini başarıyla tamamlamaya odaklanmış durumdayız.

Bu bizim bir numaralı önceliğimiz. Olası sonraki adımları konuşmak için henüz çok erken. Ancak Tofaş ile ortaklığımız uzun vadeli.

Gelecekte üzerinde daha fazla görüşme yapabileceğimiz konular olabilir" dedi. Opel CEO'sunun Paris'teki açıklamaları, Avrupa Birliği'nin yeni üretim kurallarının tartışıldığı bir dönemde, uluslararası otomobil üreticilerinin Türkiye'deki mevcut yatırımları ve geleceğe yönelik üretim planlarının önemini bir kez daha gündeme getirdi. Toyota'nın Türkiye'nin Avrupa üretim ekosistemine dahil edilmesi yönündeki çağrısına benzer bir açıklama, daha önce Hyundai'den de gelmişti.

Hyundai'nin elektrikli modeli Ioniq 3'ün İzmit'teki seri üretim başlangıç töreninde Habertürk'e özel açıklamalarda bulunan Hyundai Motor Europe Başkanı Xavier Martinet, Türkiye'nin şirket açısından stratejik bir üretim merkezi olduğunu vurgulamıştı. Türkiye'nin "Made in Europe" düzenlemesinin dışında bırakılmaması gerektiğini belirten Martinet, "Türkiye, 'Made in EU' tanımı içinde kalmalı. Aksi halde bunun herkes için kazan-kazan değil, kaybet-kaybet durumu yaratacağını düşünüyorum" ifadelerini kullanmıştı.

Martinet ayrıca Türkiye'nin kapsam dışında kalmasının üretim maliyetlerini artırabileceğini ve bu durumun otomobil fiyatlarına da yansıyabileceğini belirtmişti. Almanya ve Fransa arasındaki anlaşmanın bir diğer önemli ayağını otomotiv sektörünün 2035 yılına yönelik karbondioksit emisyon hedefleri oluşturuyor. Uzlaşmaya göre otomobil üreticilerinin 2035 yılında yeni araçlardan kaynaklanan CO₂ emisyonlarını 2021 seviyesine kıyasla yüzde 90 azaltması hedefleniyor.

Kalan yüzde 10'luk bölümün düşük karbonlu çelik veya alternatif yakıt gibi yöntemlerle ayrıca telafi edilmesi zorunluluğunun ise kaldırılması öngörülüyor. Bu yaklaşım, 2035 sonrasında belirli içten yanmalı motorlu ve hibrit otomobillerin satışına devam edilebilmesini sağlayabilecek bir esneklik olarak değerlendiriliyor. Almanya'nın emisyon hedeflerinde daha esnek bir yaklaşım elde etmesine karşılık Fransa'nın Avrupa üretimine öncelik verilmesi konusunda destek sağlaması, uzlaşmanın temelini oluşturuyor.

Almanya ve Fransa'nın ortak tutumu, Avrupa Birliği'nin otomotiv sektörüne yönelik yeni düzenlemelerinde önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor. Ancak iki ülkenin uzlaşması, önerilen kuralların doğrudan yürürlüğe girdiği anlamına gelmiyor. Düzenlemenin uygulanabilmesi için AB'nin yasama süreçlerinin tamamlanması gerekiyor.

Türkiye açısından ise en önemli başlıklardan biri, Gümrük Birliği ve mevcut otomotiv tedarik zincirleri çerçevesinde Avrupa üretimi kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği olacak. Almanya ve Fransa'nın uzlaşmasının ardından gözler, Türkiye'nin Avrupa otomotiv sanayisindeki konumunu ve gelecekteki yatırımları doğrudan etkileyebilecek AB müzakerelerine çevrildi. Katil 10 yıl sonra cinayeti itiraf etti

İlgili Haberler