Avrupa Rüyası!...
İnsan uyanınca bazen hatırlamaz, biraz vakit alır ya da bir olay bilinç altını harekete geçirir. Kabullenmek istemeyiz, hayra yorarız. Ama bu sefer pek hayra yorulacak gibi değil gördüğümüz rüya. Kasvetli, sıkıntılı,...
İnsan uyanınca bazen hatırlamaz, biraz vakit alır ya da bir olay bilinç altını harekete geçirir. Kabullenmek istemeyiz, hayra yorarız. Ama bu sefer pek hayra yorulacak gibi değil gördüğümüz rüya.
Kasvetli, sıkıntılı, kabus gibi. Hayatın yeniden güncellenmesini, gelecekle ilgili kararlar almamızı gerektiren olaylar ve buna bağlantılı gelecek gösterilmekte, Böylece uykudan uyandırılmaktayız. 1960'larda başlamıştı bizim rüyamız da.
İş veriyordu, aş veriyordu, maddi refah veriyordu, verdi de. Biz kazandık, onlar kazandı. Birinci nesil, ikinci nesil, üçüncü nesil derken, dördüncü nesil de yetişti.
İşçi olduk, işveren olduk, memur olduk, yönetici olduk, eğitimci olduk. Kazandık kaybettik, hatta öldük, cenaze olduk. Bir rüyaydı AVRUPA, refah ülkesiydi.
Demokrasi, Eşitlik, Özgürlük, Refah, Güven gibi büyük büyük söylemleri olan, bu söylemlerini sınırsızlık algısı ve söylemeden eyleme geçemeyen uygulamalarının sonucunu olarak yaşamakta Avrupa. Bu söylemleri, kendi çıkarlarına uyudukça uygulayan, insanı odağına almadan, insanları Din, Irk, Renk, gibi sınıflandırmanın hesabını ödemekte Avrupa. Filistin meselesi Avrupan’nın maskesini düşüren, İnsanı sösadece kendi çıkarları gündem olduğunda işlevsel olan çırılçıplak söylemler.
Ben çifte vatandaşım ve Belçika kimliği de taşıyorum. 1999 yılında bizim bağlı bulunduğumuz Belediye kendilerince bir kanun çıkarıp kimliklerimizdeki Başörtülü fotoğrafları kabul etmeme yoluna gitti. Bu da tüm Belçika 'ya yayılmıştı.
Mecburen Mahkemeye gitmek zorunda kaldım. 2 yıl süren mahkeme süreci sonunda İnsan Hakları Örgütünün Avukatlığını üstlendiği mahkemeyi kazandık ve emsal karar olarak tüm Belçika’da uygulandı. Şuan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı olan Mahinur ÖDEMİR' in BELÇIKA Hristiyan Demokrat Partide Milletvekili' yken ihraç sebebinin FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜ'nden dolayı olduğunu hatırlamamız gerekir.
İkinci Sanayi devrimini lider olarak yaşamış, ama bunun içerisine sıkışıp, Bilişim ve Otonom dijital sanayiyi yakalayamayan Avrupa yüzyıla kendini güncelleyemeden girmesi kabusa dönüşmekte. Bugün Avrupa’nın her tarafında protestolar, çatışmalar, ateş ve şiddet yayılmaktadır. Mağazalar yağmalanmakta, okullar işlevsiz durumda.
Protesto yaşı 15' e düşmüş, toplu taşıma durmuş. Bu da düşündürücü. Peki bu çocukları ve insanları sokağa döken sebepler ne?
İlk başlık olarak Avrupanın artık FAKİRLEŞMESİ diyebiliriz. Refaha alışmış bir toplumun bir anda fakirleşmesi ileriye yönelik bir umudunun olmaması. Fiyatları 2-3 kat artmasına rağmen maaşlara zam yapılmaması, akaryakıtın %70 zamlanması.
Sosyolojik çöküntünün artması, toplumu bir arada tutan ortak değerlerin, ahlak kurallarının yasalarla zayıflatılıp yok edilmesi ve toplumun çözülmesi. Sosyal Devlet söylemenin çökmesi, Konut sıkıntısının aşılamaması, sosyal konutlara yatırım yapılmaması, İşsizlik ve çocuk paralarının kesilmesi, bununla bağlantılı olarak nüfusun yaşlanması. Okulların fiziki yetersizliği, eğitim ücretlerinin artması, toplu taşıma ücretlerinin aşırı yükselmesi.
Maliyetin yüksek olmasından dolayı, göçmenlere karşı olan tutumları. AB söylemlerinin göç kapıya dayanınca yok sayılması. Sağlık sisteminin neredeyse çökmesi.
Avrupa'daki kurulan hükümetlerin destek bakımından seçime katılımların çok düşük olması ve hükumetlerin oy oranlarının sadece %20'lerde olması. Tabi bütün bunları da tetikleyen asıl faktörler, Savunmada sırtını NATO ve ABD' ye dayayan Avrupa'nın desteği kesilince Savunma sanayisine tüm bütçeyi ayırması ve UKRAYNA'ya işgüzarca yaptıkları destek. Sonuç olarak Avrupa AKIL üretmiyor, Pragmatizimden çok uzaklar.
Bir lider çıkartamıyorlar. Statikoya sonsuz bağımlılar. Aşırı Sağ'ı kültürel geçmiş olarak içlerinde yaşıyorlar.
Her rüzgarda savrulan yöneticileri var. Rüyadan uyanıyoruz, zorlu bir süreç özellikle bizleri ve tüm yabancıları bekliyor. Uyanana derler ya, Allah Hayırlar getirsin.



